banner3

banner2

Osman Paşa, Türkiye’de "kahramanlığı", Bosna’da ise "sevdası" ile biliniyor

YAŞAM 05.04.2021, 15:42 07.04.2021, 14:00
Osman Paşa, Türkiye’de "kahramanlığı", Bosna’da ise "sevdası" ile biliniyor

Plevne Kahramanı" olarak bilinen ve bugün vefatının 121. yıl dönümünde minnetle anılan Gazi Osman Paşa, Türkiye’de ‘’Plvne Marşı’’yla bilinirken, Bosna Hersek’te ise aynı kahraman esaret ve aşk hikayesini anlatan duygu yüklü ‘’Sevdalinka’’ ile biliniyor.

Türkiye ve Bosna Hersek her ne kadar sınır komşusu ülke olmasa da coğrafya olarak birbirinden uzak olsa da geçmişte yaşanılan ortak tarih ve medeniyetin kahramanları, bugün farklı müzik ve hikayelerle yaşatılmaya devam ediyor.

Bosna Hersek halk müziğinin eskimeyen eserlerinden "Zaplakala šećer đula" (Şeker Gül Ağladı) isimli sevdalinkada Gazi Osman Paşa’nın esaret ve aşk hikayesi oldukça duygu yüklü bir şekilde işleniyor.

‘’Kılıncımı vurdum taşa/Taş yarıldı baştan başa/Şanı büyük Osman Paşa/ Plevne’den çıkmam diyor’’ şeklinde devam eden Plevne Marşı’ndaki sözlerle kahramanlığı anlatılan Osman Paşa’nın, Bosna Hersek’te dillerden düşmeyen sevdalinkasında ise genç yaştaki eşi ‘’Şeker Gül Hanım’’ için söylenen parça, ortak tarih ve kültürümüzün de en güzel örneği.

Bugün bile Boşnaklar’ın aşkla dinledikleri şarkının Boşnakça versiyonunun Türkçesi şöyle;

‘’Ağladı Şeker-Gül Hanım, Osman Paşa’nın sadık aşkı
Ey Osman’ım neredeydin? Ordunu nerede kaybettin?

Buradayım taze Gül’üm! Tarihi Plevne’nin yanı başında
Sultan’ın verdiği ordunun tamamı, din yolunda ‘şehit’ düştü

Gül’üm ben esir oldum; keskin kılıcımı bıraktım
Şimdi kimsem yok; biricik Allah’tan gayrı

Taze Gül’üm yeniden evlen! Osman’ın için ümit besleme
Düşman beni tutsak etti; bizi ebediyen ayırdı…’’

Zevcesi "Zatıgül" Hanım’ın İfadeleriyle Osman Paşa-

Sevdalinka’ya konu olan “Şeker Gül” Hanım ile Gazi Osman Paşa’nın Zevcesi Fatma Zatıgül Hanım’ın aynı kişiler olup olmadığı bilinmemekle beraber, Fatma Zatıgül hanımın 1935 yılında “Yedigün” dergisine verdiği mülakatta anlattıkları, Sevdalinkaya konu olan esaret hikayesini detaylandırır nitelikte.

Gazi Osman Paşa ile 35 yıl evli kalan Fatma Zatıgül, Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’yı şu sözlerle anlatmıştı, “Paşa efendi çok iyi kalpli idi… Çabucak asabileşmezdi. Bir askere bir emir verdiği zaman asker anlayıncaya kadar emrini üç dört defa tekrar ettirir ve tekrarından usanmazdı… Askerlerine çok iyi muamele ederdi. Kapısında kat’iyen nefer bulundurmazdı.”

Paşa’nın Plevne’deki mücadelesini ve Rusya’da iki ay süren esaretini onun ağzından anlatan Fatma Zatıgül şunları söylemişti; “Düşman bir kere geldi, yenildi… Bir daha geldi bozuldu, bir daha geldi kaçtı, perişan oldu… Nihayet Rusya ile Romanya bütün ordularını seferber ettiler ve Plevne üzerine yığdılar. Bu sefer iş değişti. Vuruşa vuruşa elde bir avuç muharip kalmıştı. İmdat istedim… Padişah tınmadı… Düşmanın karınca gibi kaynayan askerleri Plevne Kalesi’nin surlarını kuşatmışlardı. Kalede erzak kalmadı. Plevne halkı “ne yaparsan yap bizi kurtar” diyordu. Düşündüm, beklemek beyhude. Aslanlarla beraber kaleden fırladık… Askerlerim iyi dövüşüyorlardı. Birinci muhasara kordonunu yardık, ikinciyi de bizim delikanlılar parçaladılar. Fakat kör talih; biz ayağımızdan yaralandık. Yaralanmak bir şey değil fakat tutsak olmak çok feci idi. Askerlerimiz zaten kalmamıştı. Kalanlar da açlıktan bitkindi. Nihayet bir avuç kaldık. Bizi tutsak ettiler. İşin en ağır tarafı bundan sonra başladı.

Rus kralının kardeşi Grandük benim vurulduğuma evvela inanmamış, beni yanına götürdüler… Hürmetle eğildi, beni arabasına aldı… Rusya’ya gittik. Rus Çarı’nın (II. Aleksandr) sarayına gelince ben çok fena oldum. Bastığım yeri bilmiyordum. Esaretin verdiği utançla gözlerim kararmış, ayaklarım yerden kesilmişti.

Yere basmamam için yoluma halılar döşenmişti. Yaldızlı bir koltuk getirdiler, oraya oturttular. Usul mucibince biraz sonra kılıcımı krala teslim etmek için uzattım… O hemen haykırdı:

“Hayır! Onu sana Allah vermiş, senden ancak Allah alabilir. Sen benim 70 bin kişilik askerimi ufacık bir kuvvetle mağlup ettin. Devlet sana yardım etseydi yine mağlup olmazdın. Şehirde kılıcınla gez. Sen benim tutsağım değil misafirimsin!” dedi.”

Plevne Kahramanı Osman Paşa

Düşmanlarının bile saygıyla muamele edip nişanlarla taltif ettiği "Plevne Kahramanı" Gazi Osman Paşa 1833’te Tokat’ta doğdu ve subay olarak ilk defa Kırım Savaşı’nda yer aldı.

Osman Paşa, Suriye, Girit ve Yemen’de hizmetlerde bulundu.

1876 Osmanlı-Sırp Savaşı’nda gösterdiği başarılarla büyük takdir toplayan Osman Paşa, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Plevne’yi savunmakla görevlendirildi.

Kuşatma boyunca dört büyük muharebenin yanı sıra ufak çaplı çatışmalar da gerçekleşti. Uzun süren kuşatma sırasında mühimmat ve yiyecek sıkıntısı çekmeye başlayan Plevne müdafileri, huruç harekatında bulunmaya karar verdi.

Yapılan son yarma harekatı başarısız olsa da Plevne savunması savaş tarihinde önemli bir yere sahip oldu. Plevne, tam 143 gün süren savunmadan sonra düşman eline geçti.

Osman Paşa, 1878 yılının mart ayı başında, Harbiye Nazırı Rauf Paşa ile beraber Petersburg’dan İstanbul’a geldi.

Osman Paşa’nın başarıları, Sultan II. Abdülhamid’i de fazlasıyla memnun etti. Kendisine Gazi unvanına ilaveten birinci dereceden Nişan-ı Osman, bir kılıç, bir çift dürbün ve bir çift tabanca hediye edilerek bir de berat verildi.

Gazi Osman Paşa, 5 Nisan 1900’de İstanbul’da vefat etti.

Yorumlar (0)