ANALİZ - Balkanlar'ın "sosyal demokrat" liderleri nasıl aşırı sağcı oldu?

BALKANLAR 28.09.2021, 12:17 28.09.2021, 13:00
ANALİZ - Balkanlar'ın "sosyal demokrat" liderleri nasıl aşırı sağcı oldu?

Eski Yugoslavya ülkelerinin önemli bir kısmında aşırı sağcı, popülist ve hatta ayrılıkçı söylemlerin oy getirdiği bilinen bir gerçek.

Yıllardır Bosna Hersek içindeki Sırp entitesini (Republika srpska) bağımsız yapacağını savunan Milorad Dodik'in yanı sıra özellikle cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptığı açıklamalarla aşırı sağa yakın politika izleyen Zoran Milanoviç yakın geçmişte siyasetlerinde "sağa kayan" isimlerin başında geliyor.

Özellikle Sırp entitesinin başkanı olduktan sonra aşırı Sırp milliyetçisi tavır takınan Dodik'in halen başında bulunduğu partinin adı Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği (SNSD). İsminde "sosyal demokrat" ifadesi bulunan bir partinin başkanının ayrılıkçı, sadece Sırpların haklarını savunan bir politika izlemesi tam bir absürtlük.

Bosna'daki son savaşın ardından aşırı milliyetçi Sırp idarecilere muhalif bir politika izleyen Dodik, bunun Bosna Hersek'te ve genel olarak Balkanlar'da çok işe yaramadığını (oy getirmediğini) görünce izlediği bu politikayı değiştirmeye karar verdi.

Özellikle seçim arifelerinde söylemlerini sertleştiren ve "ayrılacağız" lafları etmeye başlayan Dodik, sonraki dönemlerde yine sakinleşip işleri bir şekilde idare etmeye devam ediyor. Dodik son olarak Dayton'un orijinaline dönülmediği takdirde 6 ay içinde Sırp entitesinin bağımsızlığını ilan edeceğini açıkladı.

Kosova-Sırbistan arasındaki son krizi kendi lehine çevirmeye çalışan Dodik'in bu son hamlesi de sert tepki çekti.

Milanoviç'e ne oldu?

Yakın zamanda dikkat çeken en önemli değişim hiç şüphesiz Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç'inki oldu.

2007-2016 yıllarında Sosyal Demokrat Partinin (SDP) genel başkanlığı ve 2011-2016 yıllarında da başbakanlık görevlerini üstlenen Milanoviç, muhafazakar ve aşırı sağcı Hırvat Demokrat Birliğine (HDZ) koyu bir muhalif profili çizerken, özellikle 2020'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını açıkladıktan ve seçimi kazandıktan sonra söylemde de eylemde de radikal değişime gitti.

Cumhurbaşkanlığı döneminde kendi ülkesinden çok Bosna Hersek'in içişleri ile uğraşan Milanoviç, bölgedeki aşırı sağcı siyasilerden geri kalmadı. Milanoviç, tıpkı bir zamanlar muhalif olduğu HDZ iktidarının yıllardır yaptığı gibi Bosnalı Hırvatların haklarını bahane ederek komşusu Bosna Hersek’in içişlerine müdahaleyi kendine hak olarak gördü.

Özellikle, Boşnaklar tarafından da desteklenen Zeljko (Jelyko) Komşiç'in Bosna Hersek'te Devlet Başkanlığı Konseyinin Hırvat üyeliğine seçilmesi ile Bosna Hersek'teki Hırvatların da cumhurbaşkanlığına soyunan Milanoviç, sık sık komşularının içişlerine karışarak "üçüncü (Hırvat) entite" savunuculuğundan geri adım atmadı.

Peki neden?

Aslında bu radikal değişimlerin nedeni basit!

Eski Yugoslavya'dan ayrılıp bağımsız olan ülkelerin en temel özelliklerinden biri farklı etnik köken ve dini inançlara mensup insanların bir arada yaşaması. Bu bir arada yaşamın en fazla sıkıntı yaşanan ülkesi şüphesiz Bosna Hersek. Oldukça karmaşık bir siyasi sisteme sahip ülkede kısa bir süre önce birbiriyle savaşmış üç millet (Boşnak, Hırvat ve Sırp) bir arada yaşamak zorunda. Durum böyle olunca aşırı milliyetçi söylemleri partiler de politikacılar da kullanmaya başladı. Mevcut durumda iktidardaki partilerin birçoğunun sağcı ve muhafazakar partiler olması da bunun en önemli göstergesi. Yıllardır bu durum değişmeyince haliyle birçok eski "sosyal demokrat" da hayatta kalabilmek adına sağa kaymaya başladı.

Zaman zaman Karadağ Sosyalistleri Demokratik Partisi (DPS) Genel Başkanı ve ülkenin Cumhurbaşkanı Milo Djukanoviç (Cukanoviç) ile Arnavutluk Sosyalist Partisi (PS) Genel Başkanı ve ülkenin Başbakanı Edi Rama da milliyetçi söylemlere başvursalar da bu iki ismin söylemleri daha çok vatansever söylemler olduğundan Dodik ile Milanoviç'in yanına dahi yaklaşmadı.

Kayhan Gül/BalkanNews

Yorumlar (0)