08.07.2022, 14:23

Srebrenitsa'da modern tarihin en büyük Satanist ritüeli mi yapıldı?

Srebrenitsa'daki soykırımın tanıklarından olan bir Sırp askerinin kan dondurucu ifadeleri, Srebrenitsa’da modern tarihin en büyük Satanist ritüelinin gerçekleştirilebilmiş olacağını ortaya koyuyor.

2006 yılında Bosna Hersek İslam Birliği’nin yayın organı olan Preporod gazetesinin “Nikola” adlı bir Sırp askerinin ifadelerini nakleden “Srebrenitsa sunağının kanı” başlıklı yazısı, Srebrenitsa’da binlerce Müslümanın devasa bir ritüelde kurban edildikleri iddiasına yer vermişti.

12 Temmuz 1995 tarihi itibarıyla Srebrenitsa’ya giriş yapan “Yıldız” adlı Sırp ölüm timinin üyelerinden olan Nikola, gece vakti esir alınan binlerce Müslüman erkeği Srebrenitsa yakınlarındaki bir tepeye taşıdıklarını ve burada hepsini katlettiklerini anlattı. Tepeye tırmanırken çok zorlandıklarını ve çıktıkları yerde yaklaşık üç metre yükseklikteki 12 dikili taşın bulunduğu taştan inşa edilmiş bir platoya geldiklerini anlatan Nikola, kanlar içindeki cenazeleri buraya yerleştirme emri aldıklarını ve burada dev bir ateş yakıldığını kaydetti.

12 Temmuz’u 13 Temmuz’a bağlayan gece gerçekleşen olayları dehşet içerisinde naklettiği bildirilen Nikola, “Srebrenitsa’da hapsedilmiş erkeklerin tutulduğu BM’nin toplama kampına geldiğimizde hava zaten kararmıştı. Bin kişi kadardık, hepimiz mitralyözlerle mücehhez halde ve tanklar refakatindeydik. Birkaç bin Müslüman vardı ve hepsi bağlı halde ve çıplaktı. Hepsini Srebrenitsa’nın hemen yanındaki tepeye götürdük. Tepeye geldiğimizde mitralyözlerle ve elimizde ne varsa hepsiyle ateş etmeye başladık. Sinekler gibi düştüler yere. Sinekler gibi... Sonra iş makineleriyle hepsini taş platoya taşıdık. Saatler sürdü. Her şey gece saat 3’e kadar tamamlanmıştı. Sonrasında korkunç bir şey yaşandı. Çok daha korkunç ve inanılması güç bir şey. İnsanlarla dolu helikopterler geldi. Şeytani bir festival gibi, vampir balosu gibi bir şey. Tanrı’ya şerefim üstüne yemin ederim ki öyle” diye konuştu.

Bu şeytani ritüelin hazırlık sürecinde bilinçsiz şekilde görev alan arkadaşlarının tamamının tuhaf bir şekilde, kiminin kurşun yarasıyla kimin de esrarengiz hastalıklar sonucu öldüğünü ve olayların hayatta kalan tek şahidinin kendisi olduğunu anlatan Nikola, “O gece tepeye inen on kadar helikopterden, farklı renk ve milletlerden insanlar inmeye başladı. Bu kadar farklı insanı bir arada gördüğüm olmamıştı, aralarında bizimkilerin yanı sıra Avrupalılar, siyahiler, sarışınlar, esmerler, sarı ırktan olanlar; belki Japonlar, belki Çinliler belki de her ikisi...  Yakılan ateş tüm tepeyi aydınlatıyordu. Ölü insanlarla dolu taş platoyu görebiliyordum. Platonun hemen altında ise takım elbiseli ve kravatlılardan oluşan, özel silahlı ve yanlarında siyah köpekleri olan komandolar tarafından korunan tipler vardı. Üç kişilik iki saf oluşturuyorlardı sanırım. Sonra onlara siyah pelerinler getirdiler, sanıyorum üstleri tüylerle süslüydü. Bu pelerinlerin sırt kısmında, eğer doğru gördüysem beş köşeli yıldız vardı. Sonra önlerine yaşlı biri geçti. Böylece 13 saf olmuşladı. Yaşlı adamın boynuna canlı olduğunu düşündüğüm bir yılan sarılıydı çünkü hareket ettiğini görebiliyordum. Bu yaşlı adam galiba grubun lideriydi çünkü onlara bir şeyler anlatıyor, bağırıyor ve sonra da cesetlerle dolu platoya dönerek kana bulanmış direklere dokunuyordu. Sorna göğe ve ateşe baktı. Cebinden çıkardığı kitaptan yüksek sesle garip ve bilmediğim bir lisanda bir şeyler okudu ve diğerleri de onun ardından tekrar etti. Bunlar ne kadar sürdü bilemiyorum ama korktuğumu hatırlıyorum. Sonra birden bu toplantı benzeri şeye son verdiler ve komandolar ile köpeklerin eşliğinde tepeden inerek helikopterlere bindiler. Helikopterler gitti ama biz, çakılmış gibi olduğumuz yerde kaldık” dedi.

Ölüm timinin ertesi gün Srebrenitsalı erkeklerin cesetlerini kamyonlara doldurup tepeden indirdiğini ve taş platoyu dinamitle imha ettiklerini anlatan Nikola, kana bulanan kayaların tamamının Drina nehrine atıldığını ve cesetlerin de farklı yerlere taşındığını söyledi.

Yorumlar (0)