Bir yılı aşkın bir süredir tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid19) salgını, beraberinde “yeni normal” kavramını da getirdi. Salgının ardından birçok şey artık eski gibi olmadı, olmayacaktı.
Önceleri yaşlıların sıklıkla dile getirdiği “Nerde o eski ramazanlar!” ifadesi, salgın yüzünden artık sıradan ramazan sohbetlerinde herkesin kullandığı bir ifadeye dönüştü.
Toplu iftarlar yok!
Camilerin dolup taştığı teravih namazları yok!
Geniş aile sohbetleri yok!
Bu yeni normalden, ramazanların doyasıya yaşandığı, şehrin farklı bir atmosfere büründüğü Saraybosna da nasibini aldı. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi, Saraybosna bu yıl da ramazan ayını buruk karşıladı.
Pazartesi günü, akşam ezanı ile tarihi Sarı Tabya’da ramazan ayının habercisi top atışı yapıldı.
Ramazan topu geleneği, Saraybosna’da bir asırdan daha uzun süredir yaşatılan önemli bir ramazan geleneği. Ramazan boyunca her akşam önce top patlar, ardından şehrin dört bir yanından ezan sesleri yükselmeye başlar.
“Normal” zamanlarda topun atıldığı tarihi tabya, hem Saraybosnalıların hem de şehri ziyaret eden yabancı turistlerin akınına uğrar, yanlarında getirdikleri yemeklerle iftar yaparlardı. Tabya, topu izlemek ve şehrin muazzam manzarasında iftar yapmak için gelenlerle dolup taşardı.
Bu yıl ramazanın habercisi top atışını da geleneksel kıyafetleri ve fesiyle zihinlere kazınan Smail Kriviç değil, Adil Babiç yaptı. Duayen topçu Smail Amca, Kovid-19’a yakalandığı için kendisi ile özdeşleşen top atışını yıllar sonra ilk kez yapamadı.
Ramazanın habercisi ilk top atışını sadece az sayıda fotoğrafçı izledi.

Saraybosna’da bu yıl teravih namazları da sadece imam, müezzin ve cami kurulu üyelerince kılınabilecek. İslam Birliği de teravih namazının kısaltılarak (4+4) kılınacağını bildirdi.
Saraybosna, eski güzel ramazan günlerinde gündüzleri adeta uyuyan ve teravih namazı ile canlanan bir şehirdi. Teravih namazlarının dar katılımla kılınmasının yanı sıra halen 21.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkma kısıtlamasının da devam ediyor olması, alışageldik ramazan atmoferinin hissedilmesini engelledi.

Eski güzel günlerde, insanlar oruçlarını evlerinde açtıktan sonra teravih için tarihi Başçarşı’nın Osmanlı döneminden kalma camilerine gider, namazdan sonra ise sahura kadar açık olan kafelerde dostlarıyla vakit geçirirdi. Çarşı, adeta iftardan sahura yaşar, gün içinde ise uykuya dalardı eski ramazanlarda.
Çarşının o birbirinden güzel, mütevazi restoranlarında toplu iftarlar yapmak da bu yıl mümkün değil. İnsanlar, eskiden olduğu gibi yer kapabilmek adına yarım saat öncesinden restorana oturup topun patlaması ve ezan seslerinin yükselmesinin verdiği o güzel histen bu yıl da mahrum kaldı.
İftar vakitleri de şehrin tarihi çarşısı eski tadında değil.
Belki yeni normalden en az etkilenen somun olarak bilinen ramazan pidesi pişiren fırınlar oldu. Hoş, iftar öncesi oluşan uzun somun kuyruklarının yarattığı o samimi görüntü “sosyal mesafe” ile kısmen yara almış olsa da fırınlar önünde oluşan uzun kuyruklar, eski ramazanları anımsatan nadir görüntülerden oldu.

Saraybosna, dünyanın birçok şehrinde olduğu gibi, eski güzel ramazanlara hasret.
Saraybosnalılar, iki yıldır "eski" ramazanların özleminin çekiyor.
Sırf ramazanı Saraybosna’nın o manevi ortamında geçirmek için gelen Türk ya da Arap turistlerin sayısı yok denecek kadar az.
O eski Saraybosna ramazanlarından eser yok!
Eski güzel günler gelsin!
Teravih namazlarını Gazi Hüsrev de kılıp kahvelerimizi Moriça Han’da yudumlayalım yeniden...
Kayhan Gül/BalkanNews