27.06.2021, 21:07

Unutulan Trajedi: Çamerya Katliamları

Soykırımlar ve katliamlar modern tarihte son derece politize edilmiş vakalardır. Çoğu kez farklı taraflar, farklı amaçlar tarafından siyasi gayelerle kullanılmaktadır. Geçmişte soykırım ya da katliam diyebileceğimiz vakaların bazılarının tarihsel önemi abartılırken, bazıları tamamen görmezden gelinmektedir. Özelikle 19. ve 20. yüzyılda Balkan Müslümanlarının trajedilerine tarih literatüründe gerektiği kadar yer verilmektedir. Balkan Müslümanları, aslında dünyada en uzun ve en kanlı geçmişlere sahip olan milletlerin arasındadır.

Günümüzde Kuzeybatı Yunanistan'da yer alan ve bir zamanlar yoğun bir Müslüman nüfusuna sahip Çamerya’nın Arnavutları da 1944 yılında unutulmuş bir katliama maruz kalmışlardı. Bu katliamları az sayıda araştırmacı dışında birçok kişi bilmemektedir.

Balkanlar'da günümüz ulus devletlerinin neredeyse hiçbiri, kurulma aşamalarında etnik yapıları açısından homojen yapıya sahip değildi. Yunanistan da kurulma dönemlerinde etnik ve dini anlamda şimdiki halinden daha heterojen yapıya sahipti. Özelikle Batı Trakya'dan Epir bölgesine kadar kuzeyden uzanan hatta, etnik Yunanlar birçok bölgede azınlıklardı.

Osmanlı yönetimine karşı kurulan Balkan ittifakının parçası olan modern Yunanistan, büyük ölçüde 1912-1913 Balkan Savaşları'ndan sonra kuzey hattını fethetmeyi başardı. Çamerya (Epirus) bölgesi ise 1913'te Yunanistan'ın parçası oldu. Yunanistan devleti kurulunca etnisite açısından karışık olan bölgelere ilk başta Güney Yunanistan’dan, 1923’ten sonra ise Anadolu'da yaşayan etnik Yunanlar yerleştirilmeye başlandı. Atina, Yunanları yerleştirmekle yetinmedi, modern Yunanistan toprakları içinde bulunan birçok "azınlık" grubu da bölgeden sürmeye başladı. Özelikle modern kimliğini Ortodoks Hristiyanlığı üzerine kuran Yunanistan toprakları içerisinde asırlarca yaşayan Müslüman gruplara baskı uygulamaya başladı.

Müslümanlar arasında en yaygın iki etnik grup Arnavutlar ve Türklerdi. Türkler, genelde Selanik'in doğusunda, Arnavutlar ise en çok Çamerya olarak da bilinen Epirus bölgesinde yaşıyorlardı. Arnavutlar ayrıca, Arvanitler ismi altında Atina çevresinde ve Mora adasında da yaşıyorlardı. Arvanitler, Hristiyan oldukları için Müslüman Arnavutlar kadar zulümlere maruz kalmadı, fakat yoğun bir asimilasyon sürecinden geçirildi.

İkinci Balkan Savaşı neticesi olarak 1913'te Yunan ordusu Çamerya bölgesine girdi. Bölgenin Atina yönetimi altına girmesi, orada yaşayan Arnavutların durumunu daha da zorlaştırdı. Özelikle Arnavutluk ve Yunanistan arasında ilişkilerin parlak olmadığı dönemlerde Yunan hükümetleri Arnavutlara olan baskısını daha da artırıyordu.

Çamerya bölgesinde Arnavutlar Müslüman ve Ortodoks Hristiyan olarak asırlarca yaşıyorlardı. Bölgede Arnavutlar dışında yoğun bir Yunan nüfusunun da mevcut olduğunu söylemek lazım. Osmanlı döneminde kimlik ayrımı daha fazla din odaklı olduğu için Müslüman Arnavutlar kendilerini Osmanlı yönetimine daha yakın, Hristiyan Arnavutlar ise Ortodoks Yunanlar ile oldukça yakın ilişki içerisindeydiler. Bu bölgede 19. yüzyıllın sonlarından ittibaren güçlü bir Arnavut milli kimlik inşası da devam ediyordu. Arnavutların birçoğu 1912'de kurulan Arnavutluk devletini kendine daha yakın görüyorlardı. Durumun bu şekilde, özelikle Müslüman Arnavutlar için olduğunu söyleyebiliriz.

Yunanistan yönetimi, Çamerya Arnavutlarını nüfus sayımlarında ayrı bir etnik grup olarak saymıyor, kendilerini bellirsiz bir "azınlıkar" kategorisi altında tutuyordu. Çamerya Arnavutlarının azınlık olarak hayatlarını sürdürmesi birçok haktan ve hukuktan maruz bırakılması anlamına geliyordu. Hukuki açıdan kendilerini belirsiz durumda tutmakla Atina'daki hükümetler Arnavutların o bölgeden göç etmelerini teşvik etmeye çalışıyorlardı.

1923'te Lozan Anlaşması'nın imzalanmasından sonra Türkiye ile Yunanistan nüfus mübadelesini imzaladı. Anlaşmaya göre, Yunanistan'da yaşayan Müslümanlar ve Türkiye'de yaşayan Rumlar mübadele edilecekti. Nüfus mübadelesi Batı Trakya’da yaşayan Müslümanlar ve İstanbul’da yaşayan Rumlar için geçerli değildi.

Lozan Anlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması, Çamerya'da yaşayan Müslüman Arnavutların Türkiye'ye olan göçünü daha da hızlandırdı. Yunanistan hükümeti kasıtlı olarak Müslümanların bölgeden göçünü teşvik ediyordu. Kısa dönemler dışında iki Dünya Savaşı arasındaki dönem Çamerya Arnavutlarının yoğun göçüyle geçti. Bölgede yaşayan Hristiyan Arnavutlar ise dini yakınlıklarından dolayı hızlı bir şekilde asimilasyondan geçiyorlardı.

Arnavutların durumu, özelikle otokrat Metaxas rejimi altında daha da kötüleşti. İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle açık bir şekilde katliamlar uygulanmaya başlandı. Özelikle Yunan çeteleri, Çamerya bölgesinde Arnavutlara karşı katliamlar yapmaya başladı. Arnavutluk'un Faşist İtalya ile yakın ilişki içerisinde olması, Çamerya Arnavutlarına karşı güvensizliğin artmasına sebep oldu ve o dönemde Alman ve İtalyan işgali altında olan Yunanistan’da birçok Yunan çete intikamını Çamerya Arnavutlarından almaya karar verdi. En büyük katliam, 27 Haziran 1944 tarihinde gerçekleşti. Bir gün içerisinde 600 Müslüman Arnavut Yunan çeteleri tarafından vahşice katledildi. Yapılan katliamlara dünya sessiz kaldı. Günümüze kadar Çamerya Arnavutlarının Yunan yönetimi altında yaşadıkları katliamlar dünya kamuoyunda büyük ölçüde bilinmemektedir.

Savaşta sağ kalan birçok Çamerya Arnavut'u Yunanistan’dan göç etmeye mecbur kaldı. Büyük bir kısmı Arnavutluk’a göç etti ve orada mülteci statüsü elde etti. Bir kısmı ise Türkiye’ye göç etmeye karar verdi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında halen kaç kişinin öldürüldüğü ve kaç kişinin savaştan sonra Arnavutluk’a ve Türkiye’ye göçe zorlandığı bilinmemektedir. Bugün Yunanistan toprakları içerisinde ne kadar Çamerya Arnavutunun yaşadığı da bilinmemektedir. Yunanistan "azınlık" grupların rakamlarının ne kadar olduğunu yayınlamakta oldukça çekimser davranıyor. Tahminler dışında doğru rakamı vermek imkansız. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde yapılan zülümlerin araştırılması Arnavutluk'un küçük ölçekli ufak çabaları dışında hiçbir ülkenin ciddi çabası olmadığını da söylemek lazım.

Çamerya Müslümanları diğer Balkan Müslümanlarının geçtiği kaderin benzerini yaşadı. Tıpkı diğer Balkan Müslümanları gibi sistematik ve neredeyse iki asır devam eden katliamlara, soygunlara, zorunlu göçlere vs. maruz kalmasına rağmen ne dünya kamuoyunda ne de Balkan devletleri tarafından hak etikleri özürü alamadılar. Aslında, Müslümanlara karşı aynı reflekslerin devam ettiğini çok yakın zaman öncesinde hepimiz şahit olmuştuk. 1990’lı yıllarda eski Yugoslavya’da yaşayan katliamlar, bize eski ruhların kaybolmadığını göstermişti.

Yorumlar (0)