Bosna’da iftarın vazgeçilmezleri arasında yer alan ve Türkiye’deki ramazan pidesini andıran “somun”, Bosna Hersek’e Osmanlılar tarafından getirilen kültürel zenginlikler arasında yer alıyor. Saraybosnalılar, iftar öncesinde şehrin somunuyla meşhur fırınları önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.

Saraybosna’da pişirilen ilk somunun tarihi, Kanuni Sultan Süleyman dönemine uzanıyor. Sultan Süleyman tarafından Sancak Beyi olarak Saraybosna’ya gönderilen Gazi Hüsrev Bey, şehre gelir gelmez yolcuların 3 gece ücretsiz konaklayabilecekleri bir misafirhane ve ücretsiz yemek yiyebilecekleri bir imaret (aşevi) inşa ettirdi. İmaret’te öyle güzel yemekler pişirilmeye başlandı ki yolcular ve yoksulların yanı sıra şehrin önde gelen isimleri de aşevinde pişirilen yemeklerden yemeye başladı. İmarette sunulan yemekler ise somun, pirinç çorbası (ramazan aylarında işkembe), pilav ve zerde’den oluşuyordu.
İlk Somunu Gazi Hüsrev Bey’in Serdümeni Pişirdi
Aşevindeki yemek kültürünün Saraybosna’daki evlere yayıldığını söyleyen tarihçiler, imaret yoluyla Gazi Hüsrev Bey’in şehirde zengin ve fakir arasındaki refah farkını daralttığını ve ilki Gazi Hüsrev Bey’in Serdümeni tarafından pişirilen somunun Bosna’da iftarın bir vazgeçilmezi haline geldiğini söylüyor.

Sadece Erkekler Pişiriyor
Somunun ilk pişirildiği günkü gibi bugün de bir geleneğe binaen hem evlerde hem de imarethane’de erkekler tarafından pişiriliyor. Somun üzerinde baklava desenleri ise Saraybosna’daki tarihi evlerin pencerelerindeki ahşap işlemeleri sembolize ediyor.
Somunun bir diğer hususiyetinin ise çörekotu içermesi. Bunun nedeninin ise peygamber efendimiz Hz. Muhammed sav.’in çörekotunun bir şifa kaynağı olduğu ve bereket getirdiğine yönelik hadisi olarak gösteriliyor.

Nudžejma Đukić, Elmina Muhić / Balkan News
Foto&Video: Yunus Demirbaş