TMV Yönetim Kurulu Üyesi Özdil: “Yerel ihtiyaçlar müfredatımızın belirlenmesinde ön planda”

BALKANLAR 03.01.2022, 09:33
TMV Yönetim Kurulu Üyesi Özdil: “Yerel ihtiyaçlar müfredatımızın belirlenmesinde ön planda”
© Balkan News

Türkiye Maarif Vakfı (TMV) Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Özdil, vakfın faaliyetleri ve hedefleri hakkında BalkanNews’e açıklamalarda bulundu.

Özdil, TMV’nin 2016’da kurulduğunu belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada, Balkanlar üzerinde değil ama dünyada söyleyecek olursak 47 ülkede 417 okulumuz var, eğitim kurumumuz var. Bunun içine yurtlar dahil değil. Yaklaşık 50 tane de yurdumuz var. Balkanlar’a gelecek olursak Balkanlar’da Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova, Kuzey Makedonya, Romanya ve Sırbistan’da eğitim kurumlarımız var. Toplam öğrenci sayımız 4000’i aşmış drumda. Bosna Hersek de Balkanlar’da ilk başladığımız ülkelerden biri. Saraybosna’da dört okulumuz var. Anaokulundan liseye kadar her seviyede, yaklaşık 400 öğrencimiz var.” dedi.

Türkiye’nin bu beş yılda dünyadaki uluslararası okullar arasında en çok okulu olan ilk beş ülkeden biri olduğunu söyleyen Özdil, “Fakat diğer uluslararası okul zincirlerinden farklı olduğumuz ve önemsediğimiz bir nokta var. O da şu: Bizim okullarımıza gelen çocuklar her sabah memleketlerinden çıkıp Türkiye’ye gelip sonra tekrar memleketlerine geri dönmüyorlar. Bizim eğitim sistemimiz bulunduğumuz ülkenin yerel ihtiyaçlarına göre belirlenebilen, daha esnek bir sistemimiz var. Dolayısıyla yerel ihtiyaçlar bizim müfredatımızın berirlenmesinde ön planda, ama bütün bunları yaparken okullarımıza ortak bir kimlik katacak bir ortak müfredatımız da var. Türkçe, Türk kültürü derslerinin önemsendiği, yabancı dil yani bir uluslararası dilin İngilizce, Fransızca gibi bir uluslararası dilin iyi öğretildiği, fen ve matematik alanında üst düzey bir seviyenin tüttürülmaya çalışıldığı bir ortak kimliği var okullarımızın.” diye konuştu.

Bazı okullarında uluslararası akreditasyon sistemleri uygulandığını da ekleyen Özdil, “Mesela Bosna Hersek bir International Baccalaureate (IB) sistemini takip ediyor. Başka ülkelerde Cambrigde uygulandığı da olabiliyor, ama tüm bunların yanında genç bir kurum olarak International Maarif Program’a da çalışmaya başladık. Okul öncesi eğitim kısmı tamamlandı. Şimdi yavaş yavaş diğer kademelerde de bir uluslararası akreditasyon sistemi, International Maarif Program diye hazırlıyoruz. Dolayısıyla şunu söyleyebilirim, yerel ihtiyaçların, yerel müfredatın ihmal edilmediği, kültürel zenginliğin, kültürel aidiyetin ihmal edilmediği ama uluslararası bir geçerliliği de olan bir program hedefleniyor. Bu noktada özgün bir yerimiz olduğunu, diğer uluslararası zincirler arasında, ifade edebilir.” dedi.

TMV’nin 2016 yılını Eylül ayında fiilen göreve başladığını anımsatan Özdil, “FETÖ okulları bütün dünya genelinde bir sorun olarak Türkiye Maarif Vakfının kurulduğu günden beri bizim karşımızdaydı, fakat Türkiye Maarif Vakfının kuruluş amacı da varlık sebebi de faaliyet alanı da FETÖ iltisaklı okullarla sınırlandırılamayacak kadar geniş. Çünkü FETÖ meselesi, hem şahsi olarak hem de kurumsal olarak söyleyebilirim hani tarihin bir anında ortaya çıkmış geçici bir sorun ve bu öyle ya da böyle sona erecek. Eğer Türkiye Maarif Vakfının çalışmaları, Türkiye Maarif Vakfının varlık sebebi FETÖ iltisaklı okullarla mücadeleye indirgenirse o zaman Türkiye Maarif Vakfının kendisini zıttıyla tanımlaması gibi problematik bir durumla karşı karşıya kalırız. Şimdi şunu söyleyeyim hemen kısaca, biz faaliyete başladığımızdan bu yana FETÖ iltisaklı okulların, dünyada o gün mevcut olan FETÖ iltisaklı okulların çok büyük bir kısmı, rakamsal olarak gerçekten çok büyük bir kısmı ya kapatıldı ilgili ülkeler tarafından ya millileştirildi ya da Türkiye Maarif Vakfına devredildi. Bu olmadığı yerlerde ise bu okullar ister istemez o sizin bahsettiğiniz Türkiye’nin gücünü arkalarına aldıkları, ilüzyonunu en azından kaybettikleri için büyük bir kan kaybıyla karşı karşıyalar. Aynı şeyi, işte söz gelimi Bosna Hersek’te güya okul faaliyetleri devam ediyor, ama kan kaybetmiş durumdalar bütün dünyada da benzer bir faaliyet var.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Maarif Vakfı’nın ortaya çıkmasının başka bir illüzyonun daha kaybolmasına neden olduğunu ifade eden Özdil, şunları da kaydetti:

“O da bu okulların, birincisi, sizin dediğiniz gibi Türk okulları olduğu yanılgısı, çünkü değillerdi. İkincisi de bu okullarda üst düzey kaliteli bir eğitim verildiği yanılsaması ortadan kaybolmuş oldu. Çünkü tıpkı Türkiye’de olduğu gibi başka ülkelerde de bu okullar sahici başarıyı değil o başarılı görüntüsünü kullanmayı çalışan yapılar olarak dikkat çekiyorlar, bizim açımızdan böyle.Türkiye Maarif Vakfı olarak biz, yaklaşık yirmi ülkede bu okulları ilgili ülkelerin, işte, Türkiye Cumhuriyeti’yle vardıkları anlaşmalar uyarınca devralmış durumdayız. Bu okulların tamamında Türkiye Maarif Vakfı işin içine geldikten sonra eğitimin kalitesi yükseldi, öğretmenlerin çalışma şartları düzeldi ve bu okullar artık sahiden bulundukları ülkelerin en başarılı, en kaliteli okulları haline geldiler ama dediğim gibi bizim 47 ülkede eğitim kurumlarımız var, bunlardan sadece 20’si FETÖ iltisaklı okulların devralınmasıyla bizim faaliyete başladığımız ülkeler. Ve bu ülkelerde yine devraldığımız okullarla, hani devraldığımız kadarıyla da yetinmedik, hem kapasiteyi hem kaliteyi arttırmak için elimizden gelen bütün tedbirleri aldık. Dolayısıyla oralarda da bize bir okul devredildiyse söz gelimi, en son Togo örneğini söyleyebilirim, Togo’da FETÖ iltisaklı okul kapatıldı, Türkiye Maarif Vakfına devredildi ama eskiden bir okul varken Togo’da, şu anda bizim bir başka okulumuz daha var. İki ayrı kampüste çalışmalarımıza devam ediyoruz. Genelde de, dünyanın genelinde manzara bu.”

Özdil, Birleşmiş Milletlerin 2030 sürdürülebilir kalkınma hedefleri olduğunu ve bu sürdürülebilir kalkınma içinde eğitimin en önemli sac ayaklarından biri olarak görüldüğünü vurgulayarak, “Hani bir ülkenin, insan kaynaklarını düzgün yönetmeden, düzgün yetiştirmeden sürdürülebilir bir kalkınmayı hedefleyebilmesi çok mümkün değil. Hele de genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde eğitim çok önemli bir hızlandırıcı olabilir kalkınma açısından. Bizim bugün itibariyle baktığımızda, Türkiye Maarif Vakfı olarak, faaliyet gösterdiğimiz bu 47 ülkenin neredeyse 20’si Birleşmiş Milletlerin en az gelişmiş ülkeler listesinde olan ülkeler. Dolayısıyla buradaki bakış açısı, yani Türkiye Maarif Vakfı kurulurkenki bakış açısı, birincisi Türkiye’nin eğitim alanındaki tecrübesini dost ülkelerle paylaşmak. İkincisi de bu paylaşım esnasında, bu tek taraflı bir paylaşım değil ya da Türkiye’nin daha üstte, Türkiye Maarif Vakfının okul kurduğu ülkelerin daha altta konumlandığı eşitsiz bir ilişki değil. Bu faaliyetler yapılırken Türkiye’nin eğitim tecrübesini de zenginleştirmek. Çünkü birçok farklı ülkede, birçok farklı sorunla karşı karşıya kalıp bu sorunları o ülke özelinde çözdüğünüzde sizin de eğitim alanındaki hareket alanınız genişliyor ve hareket kabiliyetiniz genişliyor. Bu hem paylaşmak hem de elinizdekini zenginleştirmek. Asıl sorunuzun cevabının ben buralarda yattığını düşünüyorum ama şunu da söyleyebilirim: Burada okuyan çocuklarla ilgili olarak vizyonumuz nedir diye düşünecek olursanız, burada okuyan çocukların kendi ülkelerinin kalkınmasına, dünyanın daha adaletli bir yer olmasına böylece katkı sağlamalarına yönelik bir hedefimiz var. Yoksa demin söylediğim gibi, sabah Türkiye’ye, akşam kendi ülkelerine dönüp ondan sonra “ah biz neden Türk değiliz” diye hayıflanmaları, kendi kültürlerinde bir utanç duymaları, bir eksiklik duymaları değil, aksine onun önemini, onun kıymetini farkına varmaları ve o zenginlikle yollarına devam etmeleri. Bu noktada da elbette Türkiye’yle kurdukları kültürel bağların, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşerek genişlemesine de katkı sağlamasını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)