Dodik aynı telden çalmaya devam ediyor!
2018 yılından itibaren Bosna Hersek Devlet Başkanlığının Sırp üyesi olarak görev yapan ve ayrılıkçı söylemleri ile sürekli gündemde kalmayı başaran Milorad Dodik, 2 Ekim’deki seçimlerde Devlet Başkanlığı Konseyi’ne değil, daha önce de görev yaptığı Republika Srpska (RS) entitesinin başkanlığına aday olmuştu.
Dodik, resmi olmayan sonuçlara göre, en yakın rakibi Jelena Trivic’e karşı seçimi kazansa da yapılan usulsüzlükler seçim gününe damga vurmuş ve nihayetinde Merkezi Seçim Komisyonu entite başkanlığı için kullanılan oyların yeniden sayılmasına karar vermişti.
Muhalefet kanadı hem düzenledikleri gösterilerle hem de yaptıkları açıklamalarla entitedeki başkanlık seçiminin tekrarlanmasını talep etse de henüz bu yönde resmi bir karar çıkmadı.
Dodik’in çağrısı ile entitenin dört bir yanından gelerek Banja Luka şehrinde toplanan binlerce parti sempatizanı ise 25 Ekim Salı günü büyük bir gösteri düzenledi.
“Halkın seçimde ortaya koyduğu iradeyi koruma” çağrısı üzerine düzenlenen gösteriye hiç şüphesiz Sırp lider Dodik’in yeni ayrılıkçı söylemleri damga vurdu.
Dodik, bir kez daha RS entitesini Bosna Hersek’in kalanından ayırma ideallerinin sürdüğünü vurgulayarak, eski telden çalmaya devam edeceğini de gösterdi.
Gösteriler sırasında Boşnak lider İzetbegovic’e hakaret eden Dodik, RS entitesi için kullanılan “küçük Bosna entitesi” ifadesi için de küfür ederek bir kez daha ne kadar seviyesiz bir siyasi figür olduğunu da gösterdi.
Dodik yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“İstediğimiz yere gideriz, fakat giderken toprağın da bir kısmını yanımızda götürürüz. Gideceğimiz yer belki Sırbistan, belki de başka bir yer olur. Mutlaka gideceğiz. Günün birinde Bosna Hersek'in yüzde 49'unu alıp gideceğiz. RS, başkalarının da özgürce yaşayabileceği bir yer. Bizler, özgürlüğünü kaybetmek üzere olanların gözüne girmek için kendi özgürlüğünü feda edecek bir halk değiliz."
Boşnak lider İzetbegovic ile Hırvat lider Covic’in seçimleri kaybetmesini de değerlendiren Dodik, “Çünkü beni Sırplar seçiyor, onları ise Sırplar seçmiyor. Ben hiçbir Boşnak’tan Bakir'in (İzetbegovic) Sırp Cumhuriyeti'nden nefret ettiği kadar nefret etmiyorum." ifadelerini kullandı.
“Srpska Sırbistan’ı çağırıyor”
Gösteriler sırasında şehirdeki bir reklam panosuna asılan ve Bosna Hersek içindeki RS entitesi ile Sırbistan’ı birlikte gösteren büyük bir harita da dikkat çekti. Haritada “Srpska, Sırbistan’ı çağırıyor. Birlikte Daha Güçlüyüz” ifadeleri yer alırken, Dodik’in de konuşmasında “Gideceğimiz yer belki Sırbistan, belki de başka bir yer olur.” ifadesini kullanması da gözlerden kaçmadı.
RS’nin “savaş olmadan” ayrılması ne kadar mümkün?
Bosna Hersek içindeki Republika Srpska entitesi, Dayton Barış Anlaşması ile resmen kurulan, ancak temelleri hiç şüphesiz onlarca soykırım, katliam ve savaş suçuna dayanan bir oluşum. Zira ülkedeki Müslüman Boşnak nüfusa yönelik katliam, soykırım ve sürgünlerin neredeyse tamamının bugün RS entitesi içinde kalan şehir, kasaba ve köylerde yapılması, aslında bu entitenin temellerinin de nasıl atıldığını gösteriyor. Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek, bugün de binlerce Boşnak ve Hırvatın RS sınırları içinde yaşıyor olması. Aynı zamanda, Dodik ve partisi, her ne kadar entitedeki en güçlü siyasi oluşum konumunda olsa da RS’nin Bosna Hersek’in kalanından ayrılmaması gerektiğini savunan, Bosna Hersek’in egemenlik ve bağımsızlığına saygı duyan Sırp temsilcilerin de olduğunu unutmamak gerek. Boşnaklar ve genel olarak vatansever Bosna Hersek halkının, bu ülkeyi canları ve kanları pahasına bağımsız olarak korumayı başardıklarını unutmayalım. Yine bu halkın ülkeden tek bir karış toprağın dahi alınmasına karşı çıkacağına da şüphe yok. Savaşın acılarının ve yaralarının hala çok taze olması da ülkede yeni çatışmalar yaşanması olasılığını da düşürüyor. Öte yandan, RS entitesinin elini kolunu sallayarak, öylece ülkenin kalanından ayrılmasını düşünmek ise son derece yanlış bir yaklaşım olacaktır. Yıllardır Kosova-Sırbistan hattında yaşanan anlaşmazlıklar dikkate alındığında, uluslararası toplumun ve Batılı ülke ile kurumların bölgede yeni çatışma alanlarına izin vereceğine pek ihtimal vermesem de 1990’lı yıllardan da görüleceği üzere uluslararası toplumda çok fazla medet ummamak gerektiğini de görmekte fayda var.
Yugoslavya’yı parçalayıp 7 tane "mini Yugoslavya"nın ortaya çıkarıldığı bölge, her daim sıcak gelişmelere ev sahipliği yapmaya devam edeceğe benziyor.