Saraybosna'nın efsanelere konu olan camileri
Osmanlı döneminde Avrupa'nın en büyük medeniyet merkezlerinden biri olan Saraybosna şehri, içerisinde birçok sır barındırıyor. Bosna'nın altın çağına birer pencere açan camiler, Bosna Hersek halkı arasında nesilden nesile anlatılmaya devam edilen efsanelere kaynak teşkil ediyor.
Saraybosna'nın en güzel sembollerinden olan camilerle ilgili efsanelerden bazıları şöyle;
Hünkâr Camii
Hünkar Camii, Bosna Hersek'te yapılmış ilk camilerden biri ve Saraybosna'daki ilk cami. 1462 senesinde Fatih Sultan Mehmed için yapıldı. İnşaatını Saraybosna'nın kurucusu İshakoğlu İsa Bey finanse etti.
İlk ahşap yapı 1480'de askerleriyle gelen Sırp despot Vuk Grgureviç tarafından yapılan saldırıda çıkan yangınla kül oldu. Seksen sene sonra aynı yerde Kanuni Sultan Süleyman tarafından finanse edilerek tekrar inşa edildi.
Camide defnedilen iki kardeş hakkındaki efsane
Anlatılanlara göre, İshakoğlu İsa Bey önce kendisi için saray yaptırmış. Sonra bugün Hünkar Camii olarak bilinen camiyi yaptırmış.
Camiinin içindeki göçükte mihrapta ve ayakkabılığın altında iki kardeşin gömülü olduğu anlatılıyordu.
Bosna'nın fethinden 200 sene önce, bir kardeş maşrikte (doğu), diğeri ise mağribde (batı) yaşarmış. Uzun süre sonra bir gün bugün Hünkar Camii'nin bulunduğu ormanda karşılaşmışlar. Büyük kardeş küçüğe, "Kardeşim, öldüğünde seni cami mihrabının altına gömmelerini emret. Ben de senin yerinden biraz aşağıda ayakkabılığın olacağı yerde gömülmeyi emredeceğim", demiş. Ve o dilekleri Hünkar Camii'si inşa edildiğinde gerçekleşmiş.

Gazi Hüsrev Bey Camii
Gazi Hüsrev Bey Camii, 1530 senesinde inşa edilmiş ve Bosna Hersek'te bulunan en önemli Osmanlı mimarisi olarak kalmıştır. Camiyi farklı kılan unsurlardan biri Saat kulesinin olması. Caminin mimarı Acem Esir Ali, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli mimarıydı.
Cami hakkındaki en ilginç bilgi, dünyada elektrikli aydınlatmanın ilk defa bu camide yapıldığı.
Efsane:
Bir gün Türk Sultanı, Hüsrev Bey'e, "Hüsrev Bey, Saraybosna'da iki cami inşa et. Birisini sana birisini bana!" demiş. Efsaneye göre Hüsrev Bey, inşaat başlamadan önce bir mimarı çağırıp, "Cami inşa edildiğinde ilk önce ne yapılması gerekir", diye sorar. Mimar bu soruya şaşırıp "Elbette cami" der. Bunun üstüne Hüsrev Bey mimarın infazına karar verir. İkinci mimarı çağırıp aynı soruyu sorar. Mimar çalışanların yemek yiyebileceği bir mutfağın yapılması gerektiğini söyler. Hüsrev Bey onu da kovar ve üçüncü kişiyi bulur ve aynı soruyu sorar. Mimar, çalışanların caminin etrafında hacet gidermemeleri için önce abdesthanenin inşa edilmesi gerektiğini söyler. Bu cevap Hüsrev Bey'in hoşuna gider ve caminin inşaatı için bu mimarı görevlendirir. Caminin inşaatını bitirdikten sonra Padişah'a haber salar. Padişah, bir caminin diğerinden daha büyük ve daha güzel olduğu söylentilerini işitir ve Hüsrev Bey'e, "Hüsrev Bey, bana yaptığın cami senin, kendine yaptığın cami ise benim olsun." fermanını gönderir. Bu fermanla Padişah, söylentilerin kurbanı olmuş olur zira Hüsrev Bey, zaten daha güzel camiyi onun için inşa etirmiştir. Bunun sonucunda büyük cami Gazi Hüsrev Bey, küçük cami ise Hünkar Camii ismini alır.

Ali Paşa Camii
Sadrazam Hadım Ali Paşa, vasiyetinde öldüğünde mezarının yanında caminin inşa edilmesini istedi. Ali paşa 1557'de öldü, 4 sene sonra cami inşa edildi.
Ali Paşa Camii hakkındaki efsane:
Camiyi yaptıran kişi olan Hadım Ali Paşa, o zamanlar Bosna vilayetinin valisi olmasına rağmen her gün devlet işlerini tamamladıktan sonra halka karışıp insanların yardımına koşarmış. Halsiz düşenlere ve hastalara su getirip her türlü yardımda bulunurmuş ve bunların hepsini ahirette huzur bulmak için yaparmış. Rütbesini bir kenara bırakıp hayır için bir nefer gibi çalışan Paşa, 1557'de hazırladığı vasiyette caminin inşa edilmesini isteyerek mülkünün üçte birini bu camiye vakfetmiş.

Balkan News