23 Ekim 1697’de Savoy Prensi Eugen, Avusturya ordusuyla Saraybosna’yı yaktığında şehir, tarihinin en acı günlerinden birini yaşamış, şehri yakanların dahi hayranlıkla betimledikleri benzersiz güzellikte yüzlerce eser sonsuza dek kaybedilmişti.
11 Eylül 1697’de Avusturya ile yapılan Zenta Muharebesi’nde Osmanlıların ağır bir mağlubiyet almaları sonrasında Prens Eugen, burada Sultan’ın çadırı, mührü ve Osmanlı hazinesini ele geçirdikten sonra Avrupa'nın sayılı merkezlerinden biri olan Saraybosna’yı yağmalamak üzere harekete geçti.
Saldırıdan önce Saraybosna sakinlerine teslim olmaları için mektup gönderen fakat bu teklifi reddedilen Prens Eugen, Saraybosna’ya saldırısı hakkındaki notlarında şu ifadelere yer vermişti; “Müfrezeleri yağma için gönderdim. Gerçi Türkler en değerli eşyalarını zaten taşımışlardı fakat yine de geride çok mal kalmıştı. Akşama doğru şehir (bilhassa Taşlıhan) yanmaya başladı. Şehir çok büyük ve tamamıyla açık. 120 adet çok güzel cami var. Türkler dehşete düşmüş durumdalar ve eğer yeterli hazırlık olsaydı tüm Krallığı ele geçirmek mümkün olabilirdi”.

23 Ekim 1697, yağma ve yangın öncesinde Saraybosna (Prens Eugen'in topografı Fransoa Nikolas Spar de Bensdorf'un çizimi)
23-24 Ekim gecesi bir gecede yakılarak büyük zarar gören şehrin bir daha asla önceki azametine kavuşamadığı söyleniyor.
Şehir sakinlerinin toplu göçüne sebep olan, halkı kılıçtan geçiren ve bir kısmını da esir eden Prens Savoy’un Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de bulunan heykeli, ölürken ardında büyük bir servet bırakan Avusturya prensini esir aldığı bir Müslüman ile birlikte gösteriyor.

Balkan News