Srebrenitsa'dan geriye kalanlar!
Bir 11 Temmuz'u daha geride bıraktık.
Bu yıl 19 soykırım şehidi daha Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedildi. Artık bir mezarları, mezar taşları var.
Her ne kadar bedenlerinden geriye sadece birkaç kemik kalsa da en azından annelerinin, kardeşlerinin, eşlerinin ya da çocuklarının gelip dua edebilecekleri bir mezarları olacak.
Belki salgın şartları belki de az cenaze olması nedeniyle Srebrenitsa'daki kalabalık önceki yıllara göre düşüktü, ama anma geleneğinin sürmesi, soykırımın unutulmaması ve unutturulmaması için 1 şehit cenazesi bile defnedilecek olsa törenlerin devam etmesi önemli.
Binden fazla kayıp
1995 yılının temmuzunda Sırp askerlerin gerçekleştirdiği soykırımda en az 8372 Boşnak katledilmişti. Halen binden fazla şehidin bedenine ulaşılamadı.
Onlarcasının kimlik tespiti yapılamıyor, çünkü geride DNA örneği verecek hiç kimse kalmamış.
Anneler, artık yaşlı. Bazıları evlatlarını bulamadan, defnedemeden ahirete göç ediyor.
TİKA'dan anlamlı proje
Gün gelecek defnedilecek cenaze kalmayacak. Belki anma törenleri de çok kısıtlı yapılacak. Bu nedenle 10 Temmuz'da tanıtımı yapılan Soykırım Kurbanlarını Anma Müzesi Projesi çok ama çok değerli.
Proje, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA) hayata geçirilecek.
Projenin tanıtım programına ve akabinde 11 Temmuz'daki cenaze törenine katılan Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, soykırımın unutulmaması için söz konusu projeyi en kısa zamanda bitireceklerini ifade etti.
Savaşta BM askerlerinin üs olarak kullandığı eski akü fabrikasına yapılacak anma müzesi hem yabancılar için hem de gelecek nesiller için çok faydalı olacak.
Hafizoviç ailesine dair
7 ya da 8 yıldır Srebrenitsa'daki cenazeleri gazeteci olarak takip ediyorum. Bu süreçte birçok farklı evde, otelde kaldım, birçok aileyle tanıştım. Ama bu yıl tanıştığım Hafizoviç ailesi gönlümde hep farklı bir yere sahip olacak.
Savaştan önce de savaşta da Gornyi Potoçari'de yaşamışlar. Evleri hala orada.
Ailenin erkeklerinin neredeyse tamamı soykırımda öldürülmüş.
Kadira Hafizoviç, ailenin en büyüğü. Sadece yazları Srebrenitsa’daki evine geliyor. Yılın diğer kısmında ise gelini ve torunu ile Semizovats'ta kalıyor.
Soykırımda oğlunu da kaybetmiş. Bugün yanında kaldığı gelini o tarihlerde hamileymiş. Torunu Sumeya, babasını hiç görememiş, tanıyamamış.
Ailenin tüm şehitleri için her yıl 10'a yakın kurban kesip gelene geçene, ihtiyaç sahiplerine, komşulara dağıtıyorlar.
Kadira Anne'nin evi, Barış Yürüyüşü'ne katılan bazı grupların da uğrak yeri olmuş zaman içinde. Onlara kahve ikram ediyor, duş almaları, hatta konaklamaları için kapılarını açıyor. Başka bir bağ kurduk onunla ve ailesiyle.
Seneye, ölmez de sağ kalırsak, yine kapısını çalacağız inşallah!
Son söz
Şehit yakını bazı Srebrenitsalılarla sık sık gözlemlerimizi birbirimizle paylaşma fırsatımız oluyor. 11 Temmuz'da oraya gelen bazı kesimlerin gerçekten nerede olduklarından ve neden oraya geldiklerinden habersiz oldukları konusunda hemfikiriz.
Sayıları az da olsa bir kesim var ki gerçekten sadece "iş olsun" diye oraya geliyor. Bu, insanları rahatsız ediyor.
Srebrenitsa'da ne olduğunu, o insanların o günlerde neler yaşadığını, her temmuzda yaralarının nasıl kanadığını, bazılarının ise yaralarının hiç kabuk bağlamadığını bilmeden oraya gelmeyin. Zira bu, Srebrenitsalı aileleri de incitiyor!