17.01.2022, 12:00

Bosna’da savaş hiç bitmedi

Rahmetli Aliya İzetbegoviç’in ifadesiyle Bosna Hersek, asırlardır iki farklı dünyanın, Doğu ve Batı’nın kesiştiği noktada bulunuyor.

Huntington’ın ünlü “medeniyetler çatışması” tezinde dikkat çektiği bölgeler arasında Ukrayna ile birlikte Bosna da yer alıyor.

Avusturya Macaristan İmparatoruluğu, özel durumu nedeniyle Bosna’yı 1908’e kadar ilhak etmekten kaçınmış, fakat nihayet bu yapıldıktan sonra Bosna’nın işgali Avusturya-Macaristan’a pahalıya mal olmuş ve cihan harbini patlatan kıvılcım, Bosna’da patlamıştı.

Ülkede 1992-95 savaşı sırasındaki barış müzakereleri sırasında Aliya İzetbegoviç’e "kendinize ait, denize çıkışı da olabilecek küçük bir Bosna mı istersiniz yoksa Bosna’nın bir bütün olarak kalmaya devam etmesini mi istersiniz" diye sorulmuştu. Soykırım ve katliamlarla Müslüman nüfustan arındırılan bölgeleri terk etmek istemeyen Aliya İzetbegoviç, Bosna’nın asırlarca korunan sınırlarının değiştirilmesi teklifini reddetmişti.

Adil olmasa da savaşın devam etmesinden daha adil olarak gördüğü barış anlaşmasını imzalayan Aliya İzetbegoviç, İsviçre benzeri tarafsız ve hatta ordusuz bir Bosna Hersek hayali kuruyordu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Foça kentinde hiç Müslüman kalmadığını fakat 1992’deki savaş dönemine kadar Müslümanların burada tekrar çoğunluk haline geldiklerini göz önünde bulunduran Aliya, yarım asır içerisinde Bosna’nın tekrar eski homojen ve bölünemez haline kavuşacağını öngörüyordu.

Fakat doğum oranlarının sürekli düştüğü, insanların kitleler halinde Batı Avrupa ülkelerine göç ettiği ve mültecilerin geri dönüşünün beklenildiği ölçüde gerçekleşmediği bir ortamda bu ideal henüz gerçekleşmedi.

Bosna’daki krizin nedeni ne?

Bosna Hersek’in savaş döneminden bu yana en derin siyasi krizle karşı karşıya olduğu tüm tarafların üzerinde mutabık olduğu bir tespit.

Krizi gün yüzüne çıkaran olay ise eski Yüksek Temsilci Valentin Inzko’nun Srebrenitsa soykırımının inkarını suç sayan bir düzenlemeyi Bosna Hersek parlamentosunu baypas ederek olağanüstü yetkileriyle yasalaştırması oldu.

Fakat asıl neden Srebrenitsa soykırımını inkar yasasından çok daha derin.

Zira Bosnalı Sırp siyasetçiler, Bosna Hersek içindeki beyanlarında inatçı bir tutumla soykırımı inkar etmeye devam edeceklerini beyan ederken, yurt dışındaki açıklamalarında sorunun yasanın içeriği değil kabul edilme biçimi, yani Bosna Hersek'in kendi kurumları tarafından değil yabancılar tarafından geçirilmesi olduğunu ifade ediyorlar.  

Hem Bosnalı Sırp liderler hem de Rusya, Bosna Hersek’te Dayton Barış Anlaşması’nda revizyon ve ülkenin üniter ve merkeziyetçi bir yapıya kavuşturulması yönünde bir girişim bulunduğunu iddia ediyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Dayton anlaşması çerçevesinde Bosna’da Sırplara ait bir entite bulunması nedeniyle Bosna Hersek’in NATO’ya üye olmasının mümkün olmadığını fakat ülkenin üniter bir yapı kazanması halinde nüfusun %35’ini teşkil eden Sırpların ülkenin NATO’ya üyeliğini engelleyemeyeceğini (tıpkı nüfusun %30’unun Sırp olduğu Karadağ örneğinde olduğu gibi) açık açık ifade ediyor.

Peki gerçekten böyle bir girişim mevcut mu?

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin eski üyelerinden Haris Silajdzic, Kasım 2021’deki bir açıklamasında Bosna Hersek’te savaşın hiç bitmediğini fakat harbin son safhasına gelindiğini ve halihazırda ülkede devlete ve entitelere ait mülkler ve bu mülkler üzerindeki yetkilerin paylaşılmakta olduğunu açıklamıştı.

Nehirler, ormanlar, ekilebilir alanların mülkiyeti konusunun Anayasa Mahkemesi’nin de önünde olduğunu söyleyen Silajdzic, müzakerelerin Bosna Hersek’in 30 ila 40 yıllık geleceğini şekillendireceğini ifade etmişti.

Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi’nin Sırp entitesindeki ormanların mülkiyetinin Sırp Cumhuriyeti entitesine ait olmadığına hükmetmesi, Bosnalı Sırpları en çok kışkırtan gelişmelerden biri oldu. 

Bosnalı Sırpların, entitenin mülk ve yetkilerinin Anayasa Mahkemesi tarafından gaspedildiği iddiası, Sırbistan ve Rusya tarafından da destekleniyor. Her iki ülkenin Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi tarafından illegal ilan edilen sözde Sırp Cumhuriyeti Günü’ne resmi katılım gerçekleştirmeleri de Rusya ve Sırbistan’ın Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi’nin otoritesine meydan okuyan tutumlarını sergiler nitelikte.

Sırplar, soykırımı inkar yasasında görüldüğü gibi uluslararası toplumun desteğini alan Boşnakların, Sırp entitesinin altını oyduğu fikrine kapılmış durumda. Sırbistan ve Rusya da Dayton Barış Anlaşması çerçevesinde Bosnalı Sırpların sözde “entiteden gaspedilen” yetkilerini geri alma adımlarını yani Sırp Cumhuriyeti'nin bu yöndeki "siyasi mücadelesini" açıkça destekliyor. 

Sırpların "Dayton'ın özüne dönüş" inisiyatifi, Sırp Cumhuriyeti entitesinin Bosna'daki savaş sonrasında olduğu gibi tekrar kendi ordusuna sahip olmasını da öngörüyor ve ülkede yeni bir çatışma senaryosunun en güçlü bileşenini bu oluşturuyor. Fakat hem Bosnalı Sırplar, hem Sırbistan hem de Rusya, altını çizerek "ne pahasına olursa olsun" Bosna'da çatışma istemediklerini ve buna sebep olmayacaklarını ifade ediyorlar. 

Bosna Hersek'teki son durumu anlamak için Sırpların da kendi çıkarları aleyhinde tehditler hissettiklerini ve sahip oldukları imtiyazları yitirmeye başladıklarını düşündüklerini anlamak gerekiyor. 

Yorumlar (0)