Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak öncülüğünde, DEİK’in Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerdeki iş konseyi başkanlarının desteği ile Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e gönderilen mektupta Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine dair önemli mesajlar verildi.
Türk iş dünyasının, Avrupalı ortaklar, kurumlar ve pazarlarla uzun süredir yakın temas halinde olduğu ve Avrupa’nın birliğini, dayanıklılığını ve küresel rolünü güçlendirmek adına yürütülen çabaları yakından takip ettiği ifade edilen mektupta, “Avrupa değerlerine ve ideallerine olan sarsılmaz bağlılığımızı; Avrupa’nın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı katkılarda bulunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha teyit ediyoruz. Onlarca yıldır Türk şirketleri ve girişimcileri; Avrupa’nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Avrupa’nın gelecekteki refahının; iş birliğine, açıklığa ve Türk iş dünyasının sundukları da dahil olmak üzere tüm insani, ekonomik ve teknolojik varlıkların etkin bir şekilde seferber edilmesine bağlı olduğuna inanmaya devam ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.
AB’nin, derin sınamaların bir araya geldiği bir dönemle karşı karşıya olduğuna da dikkat çekilen mektupta ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Yapay zeka, ekonomileri ve toplumları benzeri görülmemiş bir hızla dönüştürmektedir. Yeşil dönüşüm; stratejik vizyon, sürdürülebilir yatırım ve sosyal uyum gerektirmektedir. Artan sosyal kaygılar, demografik değişimler ve göç baskıları demokrasilerimizin dayanıklılığını test etmektedir. Transatlantik ilişkiler, giderek karmaşıklaşan küresel bir ortamda evrilmektedir. Avrasya genelindeki jeopolitik gelişmeler Avrupa’nın güvenlik ortamını şekillendirmeye devam ederken, Asya-Pasifik bölgesinin artan küresel ağırlığı, tarihi önemde uzun vadeli stratejik, teknolojik ve ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. AB’nin bu duruma vereceği yanıtın temel boyutlarından biri, Türkiye’nin AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerleyişine tam entegrasyonunda yatmaktadır. Bu yolda her iki tarafça ele alınması gereken mevcut sorunların farkındayız. Bununla birlikte, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çalkantılar göz önüne alındığında, Türkiye’nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünü kırmak aciliyet arz etmektedir. Tarih, siyasi süreçlerden daha hızlı ilerlemektedir ve Avrupalılar olarak bizler, bugün kıtamızın gelecek nesillerine karşı ortak bir sorumluluk, cesaret ve bilgelik sınavıyla karşı karşıyayız.”
“Paradigma değişimi öneriyoruz”
Türkiye - AB ilişkilerinde bir paradigma değişimi önerisinde bulunan Türk iş insanları, Türkiye’nin katılım sürecini sekteye uğratan mevcut verimsiz metodolojinin yeniden gözden geçirilme zamanının geldiğine dikkati çekti.
Türkiye’ye üyelik konusunda net ve belirsizliğe yer bırakmayan bir perspektif verilmesi, Türkiye ve AB’nin geleceğinin birbirinde olduğunun yeniden teyit edilmesi ile karşılıklı güvenin yeniden tesis edileceğine dikkat çekilen mektupta, “Zaman, güçlendirilmiş diyalog, Türk toplumunun dinamizmi ve AB’nin dönüştürücü gücü, mevcut zorlukların çözümüne yönelik yapıcı bir yol oluşturarak katılım sürecini şekillendirebilir. Dahası, Türkiye ile AB arasındaki bazı ikili sorunlar gerçek olsa da kıtamızın karşı karşıya olduğu hayati ve varoluşsal sınamalarla kıyaslandığında bu sorunlar orantısız bir boyuta ulaşmıştır. Güçlü, entegre ve küresel düzeyde etkili bir AB, sadece Türkiye dahil Avrupa ulusları için değil, aynı zamanda ortak komşuluk coğrafyamız ve daha geniş dünya istikrarı için de bir zorunluluktur.” ifadelerine yer verildi.
Türkiye’nin, Avrupa ekonomisinin, rekabetçiliğinin ve stratejik özerkliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yapan iş insanları, “Jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa’nın rekabet gücü, güncellenmiş bir AB-Türkiye gümrük birliği ile de pekişecektir.” İfadelerini kullandı.
Mektupta son olarak şu ifadelere de yer verildi:
“Türkiye’de faaliyet gösteren AB şirketleri de dahil olmak üzere Türk şirketleri; yatırım, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha özgüvenli bir AB’ye katkıda bulunmaya hazırdır. Ortak geleceğimizi güvence altına almak için gereken cesur adımları atma konusunda vizyoner liderliğinize güveniyor ve bu çabayı desteklemeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Yapıcı ve vizyoner AB politikalarının Türkiye’de de güçlü bir yankı bulmasını sağlamak bizim sorumluluğumuzdur.”
BalkanNews